1)      Aile İçi İletişimin Önemi

 

Aile toplumun en küçük ve en temel birimidir. Aileyi toplumsal bir sistem, toplumsal bir birim, toplumsal bir birlik, grup, insan topluluğu olarak tanımlayan sosyologlar olduğu gibi, toplumsal bir kurum olarak tanımlayanlar da vardır.
İletişim ise tüm canlılar ve insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. Hem kişilerin, hem kurumsal düzeyde toplumsal yaşamın temel ve vazgeçilmez bir özelliğidir. Bireyin gelişiminde ve eğitiminde önemli bir yeri olan aile, iletişim bakımdan da çok önemlidir. Çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulmasına bağlıdır.

Yarınların geleceği çocuklarımızın iyi bir gelişme gösterebilmeleri için anne-baba ve çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması gerekmektedir. Peki ama etkili bir iletişim neden gerekli? Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerini düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar. İşbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar. Çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme, düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen, düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli problemlerle karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında, özellikle anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir.

İletişim, aile sisteminin işleyişinde ve işbirliği, karar verme gibi işlevler için gereklidir. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerine daha iyi tanımalarına, kişilerin kendilerine ve diğer kişilere saygı duymalarını sağlamaktadır. İletişimin aile empati, uyuşum ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde sevgi, mutluluk, neşe, kızgınlık, üzüntü, korku vb. gibi duyguların aktarılması ancak üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma, onu anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde, iletişim vardır.

Aile içi iletişimde çözüm, ev içinde anlayışlı, şefkatli, ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir. Eşlerin arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol acar. Aile içi iletişimin başarılı yürütüldüğü ailelerin mutluluğu aradıkları yer yuvalarının içidir. Yuvanın dışında bireyler arayışı içine girmeye ihtiyaç hissetmezler. Böylesine sağlıklı kurulan bir iletişim aile bireyleri arasındaki dayanışma ve sevgi, saygı temellerinin sağlıklı oluşmasına da yardımcı olur.

2)      Eşler Arası İlişkiler

İnsanlar yaratılışta farklı özelliklere sahiptir. Fakat yapılan araştırmalara göre birbirlerine benzeyen insanların evliliklerinin daha huzurlu ve kalıcı olduğu gözlenmiştir. Karı koca nikah adliyle birbirine bağlanmış olan kadın ve erkek demektir ayrıca bu bağ bütün dinlerde kutsal sayılmıştır.

Kadın ve erkek birbirinin tamamlayıcısıdır. Evlilikte mutluluğu bulabilmek, sadede bireysel refahımız açısından değil, tüm toplum refahı açısından da önem taşır.

Bu ilke doğrultusunda çocuğun sağlıklı ve normal gelişmesinin sağlanması için en geniş imkân, en temel şart, mutlu ve eğitilmiş anne ve babadan oluşan aile yuvasıdır.

Eşler arası iletişimde evliliği başarıya götüren çeşitli faktörlerin bulunduğunu belirtmemiz gerekmektedir:

a) Evliliğe karar vermeden önce evliliğin ne olup olmadığı doğru olarak kavranmalıdır. Batıda ”evlilik okulu” denilen eğitim merkezlerinin benzerleri ülkemizde de yaygınlaşmaya başlamıştır.

b) Evliliğe kara verildikten sonra evleneceğimiz kişinin her yönden uygunluğu araştırılmalıdır. Evliliğin temelleri, sadece duygusal düşüncelerle değil, akıl-mantık, sosyal uyum ve benzeşim, kültürel yapı gibi açılardan da değerlendirilmelidir. Hatta genetik yolla geçebilecek hastalıklar dahi dikkate alınmalıdır.

c) Evliliğin başarıya ulaşabilmesinde ki bir başka etmen ise eşlerin egoizmden uzak durmasıdır. Eşler birbirini sevdiklerini, birbirlerine karşı saygı göstererek gösterebilir. Benliğini aşan birey, kuracağı empatik yaklaşımla karşısındakini mutlu edebilir.

d) Evlilikte sorumluluklar eşler arası sorumluluklar dengeli olarak paylaşılmalıdır. Modernleşmeyle birlikte aile içinde karı koca rollerinde birtakım değişiklikler olmuştur ancak bu roller paylaşılarak ev içi huzur sağlanabilir.

e) Evlilikte mutluluğun dağlanması için eşlerin birbirini sevmesi, bağlı olması; yani duygusal birlikteliği istemesi önemlidir. İnsan bir akıl varlığın olduğu gibi, aynı zamanda de duygu varlığıdır. Duygularını kullanarak çoğu zaman yaşamını sürdürür.

 

İçinde yaşadığımız dünya, insanlar ve toplumlar sürekli değişirken şahıslar da evlilik ilişkilerinde değişmektedir. Sağlıklı ilişkilerde eşler, olumlu bir pencereden bakarak yeniliklere açık olmalıdır ve değişiklikler karşısında esnek davranmalıdır. Aralarında ki sevgi bağının güçlü olduğunu düşünen eşler her türlü zorluğu beraber yenebilir.

3)      Ebeveyn-Çocuk Arası İletişim 

Çocuk, özellikle okul öncesi dönemde, ana ve babasının etkisi altındadır. Ailenin sosyal değerleri, inanç ve tutumları çocuğa yansır. Bireyin nasıl bir sosyal kişilik geliştireceğini anlayabilmek için ailenin tutum ve davranışlarına bakmak gerekir. Olumlu veya olumsuz yanlarını özdeşim yoluyla çocuk içine sindirir. Çocuklar hep alıcı ve edilgin kalmaz. Ana-baba ve kardeşleriyle sürekli bir etkileşim içindedir. Çocuk kalıtımsal özellikleriyle ana-babanın ailecek tutumlarına bir ölçüde yön verir.

Çocuk oldukça iyi bir gözlemcidir. Ailenin birbiriyle olan ilişkilerini gözler ve değerlendirir, sonuçlar çıkarır ve tepkiler gösterir.

Bu nedenle aile içindeki ilişkileri, ana ve babanın birbirine karşı tutumu oluşturur. Aile içindeki olumlu ilişkiler, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan ilişkiler olarak çocukta olumlu etkiler bırakır. Gergin ve sürtüşmeli bir karı-koca ilişkisi çocuklar için güvensiz ve tedirgin bir ortam yaratır. Uyumsuz ailelerde, kişiliği tam olmayan bireyler yetişebilir.

Bir çocuğu reddetmenin çeşitli yolları vardır. Korkusunu ya da okulda gördüğü kötü işleme aldırmama yoluyla da bir çocuğu reddetmek mümkündür. Bir çocuğa uslu durduğu, üstünü başını temiz tuttuğu yada okulda başarılı olduğunda sevileceğini söylemekte bir çeşit reddetmedir. İstediği birşeyi vererek onu susturmak ya da başınızdan defetmek için bir dediğini iki etmeyecek ve bu nedenle üstüne toz kondurmaktan kaçınarak da bir çocuğu reddedebiliriz.

Aslında, çocuğa aşırı düşkünlük ve üzerine toz kondurmama, ilk bakışta bir aşırı korumadır. Reddetmeyle uzaktan yakından ilişkisi yoktur. Oysa aşırı koruma, çocuğa kendi gücünü geliştirme ve kendini savunma yeteneğini sağlamlaştırma fırsatını vermemek demek olduğu için bir çeşit reddetmedir. Büyürken kendi güçlerini geliştirebilmesi için çocuğun kendi başına hareket edebilmesi, düşünebilmesi ve günlük hayatın ortaya koyduğu tehlikelerin hiç değilse bir kısmına göğüs germesi gerekir.

Çocukta gözlemlediğimiz iyi yada kötü davranışları, çevresiyle özellikle de en yakınındaki ailesiyle ilişkileri sırasında öğrenir. Örneğin  yemek yememekte direnen çocuğa ‘hadi kızım açıver ağzını. Yoksa ablan abin yiyecek’ diyerek kıskançlığı öğrenmesini sağlıyoruz. Ya da çocuğumuz küçükken kafasını duvara çarpmıştır. Çocuğun kafasını kendisinin çarptığını düşünmesini sağlamak yerine tepkimiz ne olur bir düşünün. Eşek kapı neden kızımın kafasına vurdun. Ah sana Ah sana diyerek bizde kapıyı döveriz. Bu şekilde onlara kendi davranışlarımızı ya a hatalarımızı kabul etmeden direkt karşıdakini suçlamayı ve şiddet kullandırmayı öğretiriz. Sonra da örneğin bebeğini parçalayan çocuğumuza kızarız. Onlara çok sinirlendiğimiz, sabrımızı taşırdıkları zamanlarda aşırı tepkiler vererek kendilerine güven duymalarını engelleyip sağlıklı kişilikler geliştirmelerini engelliyoruz. Sonra da danışmaya gelen birçok velimizde gözlemlediğimiz ‘çocuğum ders çalışmıyor, sözümü dinlemiyor, ne yapacağımı şaşırdım’ şeklinde yakınmaya başlıyoruz. En önemli özelliğiniz sakin olmak olmalı. Çocuklarınızla ilişkilerinizde öfke ve telaş gibi aşırı tepkilerden kaçınmak ve sakin olmayı başarabilmek profesyonel anne baba olmanın bir gereğidir. Çocuklarımız genellikle İlgi görmek istediklerinde ‘Beni gör, farkıma var, beni dikkate al, benimle ilgilensene’ demenin bir yolu olarak bizi kızdırmayı kullanırlar. Çocukların yaramazlık diye tabir ettiğimiz davranışlarının birçoğunun temel sebebi budur. Bizden bekledikleri ise sinirlenmemiz yani onlarla olumsuz bile olsa ilgilenmemizdir. Tıpkı bir caddede röportaj yapılırken diğer insanların zıplayarak kameraya el sallamaları gibi. Sakin olmak ve ‘Benim ilgimi bu şekilde çekemezsin. Olumlu davranışlar gösterdiğinde benim dikkatimi çekebilirsin’ mesajını verip, onun ilgisini çekecek fırsatlar sunmak. İşte yapılması gereken budur.

 4)      Ailede İletişim Sorunları, Nedenleri ve Çözüm Önerileri:

“Aile-içi iletişim çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur.

Yaygın olarak görülen iletişim biçimi “gereksinme iletişimi” dir. İletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen gereksinimlerdir.Yemekte ne olduğu, çocukların okuldaki durumları, günlük olayların kısa notları, telefon faturaları ya da beklenmeyen olaylar kısa konuşmalarla aktarılırken, birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek, TV program yorumları, gündemdeki konuların kısa değerlendirilmeleri ev içi iletişim mesajları olmaktadır. Daha derinlerde yer alan beklenenler, düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin duygular, iletişim içinde kendine yer bulmamakta, bu nedenle de mesajlar örtülmekte, duygular sessizce geçiştirilmektedir.Aile içinde yabancılaşma görülmekte, etkin iletişim aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır. Baba iş yerindeki arkadaş grubuyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla, çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte, duygu ve düşüncelerin paylaşımın da ev dışına taşımaktadır. Ev içinde zayıflayan iletişime karşın buna karşın ev dışında canlanan ilişkiler aile içindeki yabancılaşmayı artırmaktadır. Bu durum da değişen insan davranışlarını fark etmeyi engellemektedir. Bu da doyumsuzluk ile birlikte ev içi gruplaşmalara yol açmaktadır. Anne-oğul,baba-kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne/babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır.

  1. a.      Ailedeki Normal İletişim ve Etkileşimi Engelleyen Faktörler

Fedakârlığıdevamlı karşı taraftan bekleme

Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme

Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama, Peşin hüküm verme

Küçük hataları çok abartma

Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, yüzeysel konuşma, yapay ilgi gösterme

Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi

Sorulan soruları cevapsız bırakma

Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama

Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme

Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme

 

  1. b.      Çözüm Önerileri ve Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Ev içindeki rolleri eşitlikçi ve arkadaşçıl bir şekilde oluşturmak.

Aile içi disiplini kimseyi kırmadan, anlayışlı ve şefkatli bir şekilde kurmak.

Eşler arasında davranış bütünlüğüne dikkat etmek ve çocuklar ile iletişimi güçlendirmek.

Aile içi empatiyi geliştirmek. Mesela çocuk oynarken oyuncağını kırdığında “Üzülecek ne var?” diyeceğimize, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurmamız gerekir. “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” gibi.

Sorunların somut bir şekilde, yorum katılmadan söylenmesi

İletişim kurulurken aktif dinlemeye önem verilmesi.

Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmek.

İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak, çehremizi ona dönmek.

Dikkatli dinlemek. Aile bireylerinden biri bir problemle ilgili konuşurken diğer bireyin onu dikkatle dinlemesi, gazete, televizyon vs gibi başka birşeyle ilgilenmemesi.

Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,

Konuşurken müdahale etmemek

Duygusal cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler kullanmaya çalışmak önemlidir.

 

Aile üyeleri birbirinden aldıkları mesajlar ile kendilerini değerli veya değersiz, kendilerini güvende veya güvensiz hisseder. Bu durum onların psikososyal ve sosyokültürel konumlarını işlevselliklerini ve ruhsal durumlarını etkiler. Sonuç olarak sağlıklı birey, sağlıklı ve bütünlüğü ile fonksiyonel aileyi oluşturacak, sağlıklı aile sağlıklı toplumu oluşturacaktır.

5)      Aile İçi İletişim ve Sosyal Hizmet

Sosyal Hizmet müdahaleleri içinde önemli bir yer tutan aile sistemi belli aşamalarda yürütülen planlı bir değişim sürecidir. Aile terapisi ile ilgili donanımlı bir uzmanın da zaman zaman süper vizyon alması kaçınılmazdır. Bu sürecin başlangıcında aile sisteminin içinde bulunduğu durumu, aile üyelerinin tanımlanması ve güçlü yanlarının belirlendiği ön değerlendirmeden sonra bu aileyle ilgili planlama yapılır. Planlama süreci ailenin probleminin önceliklerinin belirlendiği, problemlerinin ihtiyaçlara çevrildiği, ihtiyaçlara yönelik müdahalelerin değerlendirilerek amaçlar ve hedeflerin oluşturulduğu ve kontrat yapıldığı bir süreçtir. Uygulama aşamasında yapılması gereken bütün müdahaleler aile sistemi ya da odak kişilerle yürütülür.

Sonuçta müdahalenin değerlendirilmesi yapılır. Mümkünse aile izlenir.
Sistem yaklaşımına dayalı olarak yürütülen bu müdahale de aile sistemi dışında birçok sistemden söz etmek mümkündür. Müracaatçı sistemi, Değişim ajanı sistemi, Hedef sistem ve Eylem sistemi.
Bu kavramlaştırmada eylem sistemi yukarıda ele alınan değişim sağlayacak süreci, hedef sistemi amaçlanan değişimi tanımlanır. Değişim ajanı sistemiise çok disiplinli bir uzman grubu tanımlanır. Kendisi çoklu sistemlerden oluşan aileye çok disiplinli bir müdahalenin de olması söz konusudur. Ekipçalışması ve işbirliği doğrultusunda ailenin değişimi ve gelişimi yönünde sağlanacak bütün profesyonel yardımların birbirini tamamlaması ve desteklemesi beklenir. Tek bir kişiyle çalışma yapan profesyonelinişi ne denli zor ise aile sistemine profesyonel müdahalenin de zorlukları ve titizlik isteyen yanları vardır. Kendini tanıma sürecinden başarıya geçmiş bir uzmanın bu denli fazla sistemlerle çalışması da oldukça zahmetli bir süreçtir.

 

Sosyal Hizmet / Normal Öğretim /  Kadın ve Aile Dersi

YUSUF NURAL

SEMİH GÖKÇE

ATIF İNCE

MEMET BEREKETOĞLU

İBRAHİM TARİHÇİ

Bu yazıyı paylaşın