Bilimsel Devrimlerin Yapısı – Thomas Samuel Kuhn

1962 University Of Chicago

Türkçesi 2018 Kırmızı Yayınları İsntabul, 10. Baskı

 Çeviri: Nilüfer Kuyaş

Thomas Kuhn “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” adlı eserinde bilim tarihi üzerinden bilimin nasıl ilerlediğini, bu ilerlemede paradigmaların ve kuramların rolünü değerlendirmiştir. Kuhn bilimsel ilerlemeye “birikimci” olarak değil “evrimci” olarak yaklaşan bir görüşe sahiptir. Yani bilim denince yapılan “sistematik bilgi birikimi” gibi tanımlamaları reddeder. Bunun yerine ilerlemenin paradigmalar arasında çatışma ve bunalım dönemlerinden sonra ortaya çıkan devrimler ile geliştiğini belirtir. Yani “büyük bilgi atılımlarının her biri kendi içerisinde tutarlı olan farklı yaklaşımların çatışmasından doğan kavramsal devrimlerle meydana geldiğini savunmaktadır.” (s 15) Burada “Paradigma” derken neyin algılanması gerektiği konunun anlaşılması açısından öncelik taşımaktadır. Thomas Kuhn paradigmaları birçok kez tanımlamıştır. Paradigma daha çok kavramların oluşmasında, yöntemin belirlenmesinde, verinin analizinde ve nesneye yaklaşımda kuralları belirleyen bir bütün olarak tanımlanabilir.

Birbiriyle yarışan farklı bilimsel yaklaşımlara Kuhn, paradigma adını vermiştir”. (s16) Kuhn, bilimin ilerlemesine katkı sağlayan ana unsurun paradigmalar arası ‘diyalektik sürtüşme’ olduğunu belirtmektedir. Çevirmenin sunuşunda Bacon’dan yapılan bir alıntı da bu yaklaşımı özetler niteliktedir: “Gerçek , hata yapana,  karmaşaya düşenden daha yakındır.” (S.91)

Thomas Kuhn’un bilimsel devrimleri açıklarken kullandığı tanımlardan biri de “Olağan bilim”dir. Olağan bilim, kazanılmış bilimsel başarı üzerine oturtulmuş araştırma anlamında kullanılmaktadır. Kuhn,  Olağan bilim için  “ içerikten çok teknik ve kuralları öncelediğinden, olağan araştırmacı sadece bulmaca çözer” (s113) tanımını yapmıştır. Burada “usul esastan önce gelir” şiarına uygun bir anlayış görülmektedir. Yazar son yüzyıldaki bilimsel yapının da olağan bilim düsturunu benimsediğini ifade etmektedir. Yine olağan bilim içerikten ziyade paradigmayı ve tekniği öncelediği için anlam veremediği olguları bilimsel bilgi olarak adlandırmaz. Yani metafiziği reddeder.

Yazar bilimsel devrimlerin gerçekleşmesi için bunalım dönemlerinin gerekliliğine vurgu yapmıştır. Olağan bilimde bir sorun mevcut paradigmadaki yöntem ve tekniklerle çözülemiyor ya da bir kavramsallaştırma çatışması ortaya çıkıyorsa bunalımdan söz edilebilir. Fakat şu anlaşılmalıdır ki paradigmalar içinde birbirine zıt görüşler barınabilir. Ve bu görüşler bir bunalım yaratmak zorunda değillerdir.

Bunalım mevcut bilimsel paradigmada araştırmacıların ve bilimin sürekliliğine cevap veremediği zaman ortaya çıkar. Bunalımın sonunda gerçekleşen devrim ile de bilimsel ilerleme gerçekleşir.

Hiçbir kuram belli bir zamanda karşılaştırıldığı bütün bulmacaları çözemez.” (s.246)

Thomas Kuhn bilim felsefecisi olarak eserde doğa bilimlerinden örnekler vererek derdini anlatmıştır. Her ne kadar bir sosyal bilimci olarak okunması ve algılanması meşakkatli olsa da paradigmaların rolünü, bilim adamlarının nesnelere yaklaşımını anlamak mümkün oluyor.  Sosyal bilimlerin birer bilim olup olmadığı konusu yine burada gün yüzüne çıkıyor. Ya da bu noktada sorulması gereken soru: “sosyal bilimlerde paradigma var mıdır?” olabilir.

Bu yazıyı paylaşın