Güçler perspektifi, sosyal hizmet uzmanına, müracaatçıların sorunlarına ya da kusurlarına odaklanmaktansa onların yaşamlarında değişim yaratmak için sahip oldukları güçleri fark etmelerini önerir. Sosyal hizmet uzmanları, bu yaklaşımda müracaatçıları güçlendirmeye yönelten meslek elemanları olarak algılanır. Sosyal hizmet uygulamasında güçler yaklaşımının odağında güçlendirme bulunmaktadır. Güçlendirme; insanların, grupların veya toplumların hayatlarında kontrol yetisine sahip olabilmesi için gerekli çaba olarak tanımlanabilir.  Güçlendirme uygulaması, bireylere, gruplara ve toplumlara sahip oldukları kaynakları keşfetmelerine ve  onları kullanmalarına yol gösterme sürecini tanımlamaktadır. Güçlendirme yaklaşımının ana odağı, müracaatçıların uygulamaya aktif katılımını sağlamak ve onların güçlü yönlerinin farkına varmasını ve çözümüne katkıda bulunmasını sağlamaya çalışmaktır.

Güç , gelişimi ve çözümleri tetikleme yetisine sahip herhangi bir kişisel ya da çevresel nitelik olabilir. Güçlerin bulanabileceği çeşitli alanlara örnek vermek gerekirse bunlar; bilgi ve tecrübeler, yetenekler, maneviyat, başa çıkma becerisi, motivasyon, kişisel arası ilişkiler, ümitler, eğitim, geçmişteki başarılar, tutku, merak ve fırsatlar olabilmektedir.

Güçler yaklaşımını benimseyen sosyal hizmet uygulaması, müracaatçıya değer veren ve onunla işbirliği yaparak temel değerlerini kazandırmayı amaçlayan bir uygulamadır. Güçler yaklaşımı yakın zamana kadar Kansas Üniversitesi Güçler Enstitüsü çatısı altında keşfedilmekte ve üzerine araştırmalar gerçekleşmekteydi.

GÜÇLENDİRME YAKLAŞIMININ ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ

Güçlendirme yaklaşımı 1960lı yıllardan sonra sosyal bilimlerde benimsenmeye başlamıştır. Güçler perspektifi ise bir kuram ve yöntem olarak 1980’lerde sosyal hizmet teorisyeni olan Dennis Saleebey’in de katkılarıyla, müracaatçının sorununa, patolojisine ve eksikliğine odaklanan sorun temelli yaklaşıma tepki olarak benimsenmiştir. Sosyal hizmetin doğuşu incelendiğinde tarihsel bağlamda hayır kurumları ile ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle Batı kaynaklı bu hayır kurumlarının uygulamaları ise müracaatçıların ahlaki zayıflıklarını vurgulayan sorun odaklı yaklaşımın ön planda olduğu görülmektedir. Güçlendirme yaklaşımı ise sorun temelli müdahalelerin ortaya çıkardığı eksiklikleri gidermeyi hedeflemektedir. Dennis Saleebey, Charles Rapp ve Ann Weick gibi sosyal hizmet akademisyenleri güçler perspektifini sosyal hizmet uygulamasında sorun temelli yaklaşıma karşı savunan teorisyenlerdir.

Müracaatçıların bazıları sıklıkla bazı konularda kendi için başarısızlık hissederler ve bu müracaatçılar, kendilerini diğer insanlardan daha eksik ve reddedilmiş hisseder. Bu noktada güçlendirme yaklaşımı müracaatçı için, bulunduğu durumun içinden çıkmada yardımcı olabilmektedir. Sosyal hizmette güçlendirme terimi, insanların güce sahip olmalarına yardımcı olmak ve yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen tutumlarda değişiklikler yapacak tarzda müdahale tarzıdır. Başarı, güç ve kontrolü hisseden müracaatçılar kendileriyle ilgili eksik ve zayıf varsayımları ve durumlarını yeniden değerlendirmeye başlar. Ortaya koydukları çabaların sonucunda başarıyı tadan müracaatçılar, değişimin mümkün olduğunu ve yaşamlarını şekillendirme kapasitelerinin olduğunu fark eder. Sonuç olarak Güçlendirme Yaklaşımı, müracaatçıların başarıyı hissetmelerini sağlamakta ve onlara yaşamda değerli olduklarını ve bir anlamının olduklarını fark ettirmektedir. Sosyal hizmet uzmanları güçlendirme yaklaşımını benimseyerek gerçekleştirdiği uygulamalarda sadece bireyi düşünerek müdahalelerde bulunmaz. Müracaatçının güçlendirilmesiyle toplumsal değişimin gerçekleşeceğini öngörür ve bu karşılıklı durumun farkındadır. Dolayısıyla hem bireysel, hem de toplumsal değişim için güçlendirme ilkesini müdahalelerinin her alanına yaymaktadır.

GÜÇLENDİRME YAKLAŞIMIN İLKELERİ

Sosyal çalışmacıların müracaatçıların becerilerini kullanabilmeleri için güçler perspektifinin sahip olduğu şu beş ilkeyi yerine getirmeleri gerekir:

  1. Her birey, grup ve toplum güçleri sahiptir.
  2. Yaşanılan travma, istismar ve hastalık deneyimleri birey için acıtıcıdır, fakat bunlar birer meydan okuma ve başa çıkma faktörü de olabilir.
  3. Güç kapasitesinin üst sınırlarını sadece müracaatçının kendisi bilir. Bireylerin, grupların ve toplumun hedeflerinin dikkate alınması gerekir.
  4. En iyi müdahale müracaatçılarla iş birliği yapılarak gerçekleşebilir.
  5. Her çevre ve sistem yararlanabilecek kaynaklarla doludur.

GÜÇLENDİRME UYGULAMASINDA SOSYAL ÇALIŞMACININ GÖREVLERİ

Sosyal çalışmacının güçlendirme uygulamasında yerine getirmesi gereken görevlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  1. Müracaatçıları olumsuz yargılardan uzaklaştırmak ve damgalamaları ortadan kaldırmak,
  2. Toplumdaki kaynaklardan bireylerin farında olmasını sağlamak
  3. Müracaatçıların değişimi ve güçlenmeyi mümkün olarak görmelerine yardımcı olacak bir zihinsel yapıya ortam hazırlamak
  4. Müracaatçılara ve onların güçlerine, kaynaklarına, becerilerine ve hedeflerine saygı duymak
  5. Müracaatçıların güçlerini fark etmelerini ve kullanmalarını engelleyecek korumacı görüşleri reddetmek olarak sıralanabilir.

Sosyal Çalışmacının görevleri bu 5 maddede sıralanmış olsa da dikkat etmesi gereken farklı noktalar da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları da şöyle sıralanabilir

Müracaatçı kendi potansiyelini ve tecrübelerini en iyi bilen kişi olduğu için karşılaştıkları sorunlar ve olguları tanımlarken müdahale edilmemeli ona öncelik verilmelidir.

Müracaatçıya kuşkulu bir yaklaşımla değil güven temelli ilişkiler kurmak gerekir. Müracaatçının beklentileri önemlidir.

Sorunlar ve engellerden ziyade kaynaklar ve fırsatların konuşulması daha faydalıdır. Kişisel, kişiler arası ve politik boyutlarda neler yapılabileceği değerlendirilebilir.

Her müracaatçı biriciktir. Bir benzeri yoktur. Bu algıyı ön planda tutarak ve onun dilinden konuşmak süreci kolaylaştıracaktır.

Sosyal çalışmacı bu değerlendirmede ne kendini tamamen geri çekmeli ne de müracaatçının önünde yer almalıdır. Birlikte yürütülen bir süreç olmalıdır.

Hastaya teşhis koyan bir doktor edasıyla değil daha çok konuyu değerlendiren bir ciddiyetle müdahale rapor edilmeli.  

GÜÇLENDİRME YAKLAŞIMININ UNSURLARI

Salebey (2009’akt Teater, 2015)  Güçlendirme yaklaşımının çeşitli unsurlarının olduğu ve bunların eş zamanlı ya da sırasıyla uygulanabileceğini belirtmiştir. Bu unsular sırasıyla şöyledir:

  1. Mücadelenin içinde- Güçlerin alametleri ve ipuçları: Müracaatçılar sorunlu ve ıstıraplı hayat hikayelerini anlatırken, bazen geçmişteki başarılarından, başa çıkma ve mücadele etme becerilerinden ipuçları verebilmektedir. Bu noktalar bireyin güçlü yönleri olarak değerlendirilebilir.
  2. Dayanıklılık ve güçlerin anlatılarını öncelemek: Müracaatçı ile görüşen sosyal hizmet uzmanı, müracaatçının hata ve kusurlarını hatırlatacak konuşmalar yerine müracaatçının güçlü yönlerini gündeme getiren görüşmeler gerçekleştirmelidir.
  3. Bağlam içinde çalışmak: Müracaatçılar kendi hedeflerini, başa çıkma ve üstesinden gelme becerilerini tanımalıdır. Kaynaklarını ve sahip oldukları gücü bilen müracaatçılar sorunlarınn çözümünde de ileri gidebilir.
  4. Güçleri normalleştirme ve onlardan yararlanmaya başlama: Müracaatçının sahip olduğu güçleri fark etmesi ve içinde bulunduğu toplumda da benzer güçlerin olduğunu kabullenerek sınırlarını ve kaynaklarını tespit etmesi çözüm için gereklidir. Bununla beraber müracaatçı güçlerinden yararlanmaya başlaması ile kendini gerçekleştirmeye de başlayacaktır.

BASKI KARŞITI UYGULAMA ve GÜÇLER YAKLAŞIMI

İnsanlar, bazı etnik ve ideolojik gruplar ve dini topluluklar zaman zaman ayrımcılığa uğrayabilmektedir. Bu gruplar bazen insan haklarına aykırı muamelelere maruz kalabilmekte ve çevredeki kaynaklardan yararlanmakta eksik kalabilmektedir. Siyasi, sosyolojik ve antropolojik sebeplerle bu ayrımcılık ve dışlanma gerçekleşebilmektedir. Bu durumlarda sosyal hizmet uzmanları bu bireylerin kaynaklara ulaşımını sağlamak ve insan haklarının ihlallerinin önüne geçmek için harekete geçerler. Bu noktada mağdur olmuş bireylerin güçlerini ve başa çıkma becerilerini geliştirmek bu ayrımcılığın önüne geçebilmektedir.

KAYNAKLAR

-Atatürk Üniversitesi Açıköretim Fakültesi Yayınları –Sosyal Hizmet Kuram ve Yaklaşımları-Veli     Duyan

-Barbra Teater (2015), Sosyal Hizmet Kuram ve Yöntemleri, NİKA YAYINEVİ, çev. Editör: Abdullah Karatay, çev: Burcu Yakut Çakar. Ankara.

Bu yazıyı paylaşın