Yeni Kapitalizmde, İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri

Ayrıntı Yayınları Sayfa: 192 Dizi: İnceleme Yazar: Richard Sennett Çeviri: Barış Yıldırım

Küreselleşme ile birlikte değişen kapitalist yapı yeni bir işçi ve işveren ilişkisinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Endüstriyel ilişkilerin değişmesi emekçi sınıfın yaşam tarzını ve işe bakışını değiştirdi. Bu değişim emekçinin kişiliği üzerinde de belirgin etkiler bıraktı. Richard Sennet bu eserinde kendi hayatında karşılaştığı manzaralardan analizler yapıyor, farklı sektörlerde, farklı statülerdeki insanlarla mülakatlar yapıyor ve bu görüşmeleri ve gözlemlerini yorumluyor. Kimi zaman bir fırından, bazen bir bardan , bazen de bir bilgisayar firmasından örnekler sunarak kapital düzendeki emekçi sınıfın “karakter aşınmasını” değerlendiriyor.

Sennett şu sekiz başlıkta bu değerlendirmeyi yapıyor: Sürüklenme, Rutin , Esnek, Okunaksız, Risk, İş Etiği, Başarısızlık, ve Tehlikeli Zamir . sennett bu başlıklarda karşılaştığı yaşam öykülerini merkeze alarak değerlendirmelerde bulunuyor. Sürüklenme başlığında yazar iş yaşamının devamlılığa ve “uzun vadeye” sıcak bakmadığından bahsediyor. Sıradan bir çalışanın bir kurumda uzun yıllar çalışmasının artık mümkün olmadığını şu satırlar ile ifade etmiştir: “Sadece bir , iki kurumun koridorlarından adım adım ilerleten geleneksel kariyerler yok oluyor; kişinin çalışma yaşamı boyunca becerilerini değiştirmeden ilerlemesi de mümkün değil artık. Günümüzde en az iki yıllık üniversite eğitimi almış genç bir Amerikalının , çalışma yaşamı boyunca en az 11 defa iş değiştirmeye ve bu 40 yıllık sürede en az üç defa temel becerilerini yenilemeye hazır olmalı” s.21.

Sennett’in kişinin karakterine karşı tehlikeli gördüğü kavramlardan biri de rutindir. Rutin başlığında yazarın anlatımı, Marx’ın yabancılaşma teorisini andıran bir hale bürünüyor. Bu başlıkta Adam Smith’in Ulusların Zenginliği adlı esere referans veren yazar dikkat çeken analizlere de imza atıyor: “ 6. Yüzyıldan itibaren kilise çanları günü dini bölümlere ayırıyordu…. Smith’in dönemine yaklaştıkça mekanik saatler kilise çanlarının yerini almış ve 18. Yüzyılın ortasına gelindiğinde cep saatleri yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştı. Artık kişi her nerede olursa olsun, görme ve duyma mesafesinde bir kilise olsun olmasın, matematiksel bir dakiklikle zamanı bilebilirdi: Böylece zaman mekana bağlı olmaktan çıkmıştı.” S.38.

Esneklik üzerine çalışma ilişkilerini ele aldığı başlıkta Sennett, esnek zaman dilimlerinin, belirsizliğin ve her an çalışabilme ihtimalinin bir baskı aracı olduğunu, çalışanın bu araç ile kendini özgür hissederken daha çok işverenine bağlandığını belirtmiştir. “Esneklik (flexibility) sözcüğü İngilizce ’ye 15. Yüzyılda girdi. Sözcüğün asıl anlamını, rüzgarda eğilen ağaç dallarının tekrar eski konumunu aldığı şeklindeki basit gözlemden alıyordu. Esneklik kelimesi ağacın eğilip düzelme gücünü, ağacın formunun rüzgarda sınanmasını ve eski haline dönmesini ifade eder.” S.49

Richard Sennett esnekliğin işveren tarafından bir iktidar aracı olarak kullanıldığını ve daha çok kontrolü sağladığını belirtmiştir. “Esnek zaman çalışana ödül olarak verilse de, onu şirketin avucunun içine yerleştirir… bir esnek zamanlı çalışan, çalıştığı mekanı seçse bile, emek süreci üzerinde kontrole sahip değildir.” S.64. Günümüz iş gücü ve hizmet sektöründe de “esnek saatler” ifadesinin anlamı bu noktada daha da belirginleşiyor. “Esneklik düzensizlik yaratır, ancak sınırlamalardan kurtulmamızı sağlamaz.”s.65.

Richard Sennett bu yeni kapitalist düzeni aktarırken satır aralarında da toplumsal yapının ve etnik farklılıkların önemine dair çıkarımlarda bulunmuştur. “Sınıfsız toplum görüntüsü, ortak bir konuşma, giyinme ve hayata bakış biçimi, derindeki farklılıkların gizlenmesini sağlıyor; herkesin eşit gözüktüğü bir düzlem var, ama insanlar bu yüzeyi kırabilecek bilgiye sahip değiller, insanların kendileri hakkında sadece en kolay ulaşılabilen gerçekleri bildiği bir toplumda bu zaten mümkün olmaz”s.83.

Yazar takım çalışmasının da önemli bir baskı aracı olduğunu savunmaktadır. “Montaj hattında arabaların son hızla ilerlemesi için işçileri kırbaçlayan patronun yerini takımdaki diğer çalışanlardan gelen baskı alıyor.”s128 “Bu otoritesiz iktidar oyunu yeni bir karakter tipi yaratır. Artık amaçlı insan gitmiş , yerine ‘ironik insan’ gelmiştir.”s131
Sennett Başarısızlık başlığında ise IBM şirketinden çıkarılan bir grup işçinin bir araya gelerek deneyimledikleri başarısızlığı inceler

Sonuç olarak yazar değişen ve muğlaklaşan üretim ilişkilerinin bir çok şeyi değiştirdiğini ve insanın üretim sürecinde oluşturduğu değeri de sorgulamasına sebep olduğunu belirtir. Bu kitabı okuduktan sonra şahit olduğum bir olay aklıma geldi. Şöyleki:

7.15 Yenikapı feribotunda bir tulum giymiş işçi ve iki takım elbiseli kişi ile beraber seyahat ediyordum. Konuşmalardan bir süre sonra işçi ve diğer iki kişinin komşu işletmelerde çalıştığını fark ettim. Elbiseli olanlardan birisi işçiye “sizin tesisten çıkan duman bizim araçların boyasına zara veriyor. Ne kullanıyorsunuz?” dedi. İşçi ise “biz o havanın içinde çalışıyoruz. O havayı soluyoruz. Bizim sektörde çalışanlar o havayı soluduğu için genelde akciğerlerinden kısa zamanda hastalıklar ortaya çıkar. Bizden emekli olan nadirdir. Emeklilikten 10 -15sene sonra giderler” dedi. Sonra bir parmağının olmadığını gösterdi . “Parmağımı bir iş makinasına kaptırdım. İş yerine bu durum için dava açsam tazminat alıp muhtemelen işten çıkartılırdım. Bu sebeple tazminat davası açmadım.” Dedi işçi. Bir süre sessizlik oldu. Sonra konuşulan konu değişti. Bu kitabı okuduktan sonra zihnimde bu sahne canlandı. Burada paylaşmanın uygun olacağını düşünüyorum. Yeni kapitalizm belki 14 15 saat emekçileri üretmeye zorlamıyor ama yıkıcı özelliğini emekçilerin üzerinde farklı boyutlarda, karakterlerinin değişmesinde ve yıpranmasında gösteriyor.  

Bu yazıyı paylaşın