senliklitoplum

Şenlikli Toplum

Ivan Illich

İngilizce ’den çeviren Ahmet Kot

Ayrıntı Yayınevinin basılı ilk yayını olarak belirtilen Şenlikli Toplum, “eğitim, sağlık ve politika gibi kurumların insan yaratıcılığını öldürdüğünü” ileri süren Ivan Illich tarafından kaleme alınmıştır. Özellikle üretim ilişkileri üzerinde ciddi eleştirileri olan Illich’ in sağlık alanında da toplumsal kanıyı sarsıcı yorumları bulunmakta:

“George Bernard Shaw’un bir kuşak önce öne sürdüğü, hekimlerin iyileştirici olmaktan çıkıp hastanın tüm hayatı üstünde denetim kurmaya başladıkları yolundaki sav, hâlâ durumun karikatürleştirilmesi olarak görülüyordu. Tıbbın ikinci bir dönüm noktasından geçtiği ve kendisinin yeni hastalıklar yaratmaya başladığı ancak 50’lerin ortalarında belirginleşti.

Iatrogen (hekimlerin yol açtığı) hastalıkların başında, hekimlerin hastalarına üstün bir sağlık sunduğu aldatmacası geliyordu. Bu aldatmacanın ilk kurbanları, sosyal planlamacılarla hekimler oldu. Çok geçmeden bu salgın hastalık tüm topluma yayıldı. Sonra, son on beş yıl içinde profesyonel tıp, sağlık için en büyük tehdit haline geldi. Tıbbi müdahalelerin neden olduğu sayısız zararı giderebilmek için muazzam miktarda para sarf edildi. Hastalıklı bir yaşantıyı sürdürebilmenin maliyeti, tedavinin maliyetini gölgede bırakmaya başladı. Gittikçe daha çok insan, hayatları plastik bir tüpe asılı, demir ciğerlere tutsak ya da böbrek cihazlarına takılı halde daha uzun süre yaşamaya başladı. Yeni hastalıklar tanımlanıp kurumsallaştı. İnsanları sağlıksız şehirlerde ve hasta edici işlerde yaşatabilmenin maliyeti dev boyutlara ulaştı. Tıp mesleğinin tekeli, her insanın yaşantısında her gün olup biten şeylerin giderek daha büyük bölümünü kapsamaya başladı.”

Tıbbın insan ile olan bağının endüstrileşme süreci ile birlikte daha sermaye odaklı, kârdan başka değeri olmayan bir hale gelmesi sonucunda ‘hastalığın’ ve ‘sağlığın’ tanımında da belirgin değişikliklerin olması . Illich ise bu konunun altını “Sağlığın Gaspı” adlı eserinde çizdiği gibi bu eserinde de tıbbın bir otoriteye dönüşmesinin ilk adımlarını göstermiştir:

“AMA’nın (Amerika Tıp Birliği) 1970’teki toplantısına katılan konuşmacılardan biri, çocuk doktoru meslektaşlarına, yeni doğan her bebeği sağlıklı olduğu belgeleninceye kadar hasta saymalarını öğütlüyordu. Hastanede doğan, reçeteyle beslenen, tıka basa antibiyotik doldurulmuş çocuklar, böylelikle modern şehrin havasını soluyabilen, yiyeceklerini yiyebilen ve hayatiyetsizliğinde hayatta kalabilen yetişkinler oldular, bunlar da ne pahasına olursa olsun, tıbba daha çok bağımlı bir kuşak doğurup yetiştireceklerdi.”

Tıp ve sağlık üzerine zihin yoran değerlendirmelerde bulunan Illich, okul kurumu ve okul kurumunun bir ürünü olan eğitim için de alışılmışın dışında şeyler söyleyebilmektedir. Geleneksel öğrenmenin, “okula gitme biçiminde yeniden tanımlanması” yine “okul” diye yeni bir otoritenin oluşmasına vesile olduğunu belirten Ivan Illich, öğrenmek için okulun artık gerekli hale geldiğini ifade etmektedir. Illich, eğitimin bir mal olarak sunulması sonucunda, o malı alan bireylerin okulda kazandıkları “bilgi stoğunun” değerine inandıklarını, bununla beraber yüksek hızın zaman tasarrufu sağladığına ve mutluluğun gelir düzeyi ile ölçülebileceğine inanmalarına da sebep olacağını belirtmektedir.

Tüm bu kurumların insan ile olan ilişkisinin değerlendirilmesi sonucunda Illich, “radikal tekel” olarak adlandırabileceği bir tanım ortaya atmıştır. Bu tanımla “öğrenmek” için okulun, iyileşmek ve sağlıklı olmak için endüstrileşmiş tıbbın, ulaşım için yüksek hızlı araçların radikal tekel olarak ifade edilebileceği söylenebilir.

Sonuç olarak “hastaneler sadece ‘iyileştirmek’ ve okul sadece ‘eğitim almak’ için değildir” denilebilir. Fakat diğer yandan iyileşmek için sadece hastanenin, öğrenmek içinse sadece okulun olduğu bir düzende radikal tekelin varlığından söz etmek de gayet makul olur.  İllich kurumların toplumdaki algılarının işlevlerinden farklı olduğunu belirterek söylenmeyenleri söyleme cesareti göstermiştir. Bu noktada çeşitli aygıtlar aracılığı ile kurumların “öğretilen işlevlerini” sorgulamak rahatsız edici olduğu kadar ufuk açıcı olarak da nitelenebilir.

Habibullah Akıncı

 

Bu yazıyı paylaşın