Sistem Kuramı

Sistem Kuramı Psikodinamik kurama karşı oluşan kuramlardan biridir. Sosyal hizmet alanında sistem kuramı, Von Bertalanffy’nin “Genel Sistem Kuramı”’ndan esinlenilerek ortaya çıkmıştır ve “Genelci sosyal hizmet” alanında etkilidir. Sistem kuramı ilk olarak Biyoloji disiplininde oluşmuş ve kullanılmış bir kuramıdır.  Sonra diğer disiplinlere ve sosyal bilimler alanına ulaşmıştır. Kuram organizmaların her birinin bir sistem olduğu, bunların alt sistemlerden oluştuğu ve üst sistemlerin parçası olduğu tezine dayanmaktadır.

Sistem Kuramını sosyal bilimler için 20. Yüzyılın ortalarında uyarlayan Ludwig von Bertalanffy, biyolojik olaylarla ilgili ilkeleri sosyal bilimlere ve davranış bilimlerine aktararak, bunları matematiksel olarak açıklamayı amaçlamıştır. Bu görüşe göre bitkiler, hayvanlar ve insanlar birbirinden farklı yapıdaki canlılar olmalarına rağmen, örneğin hücre yapısı olarak benzerliklere sahiptirler. Bertalanffy bu gerekçe ile, farklı bilim alanlarının ortak yönlerini belirleyip hepsi için geçerli olabilecek ortak kavramlara ve kurallara ulaşmayı hedeflemiştir. Fakat bu görüş, deneye dayanmadığı ve sınanmadığı için kabul görmemiştir. Daha sonra ise bu görüş insan davranışına ve kişiler arası ilişkilerine açıklık getirdiği, sosyal sorunlara sebep olan etkenleri tanımlamada kolaylık sağladığı fark edilerek sosyal bilimlerde kendine yer bulmaya başlamıştır. 1970’li yıllarda Sistem Kuramı sosyal hizmet nüfuz etmeye başlamıştır. Hearn, 1958 ve 1969 yıllarındaki çalışmaları ile Sistem Kuramı’nı sosyal hizmete uyarlayarak adımları atmıştır. Diğer yandan yine aynı dönemde, aile terapisinin popülerliği artmış̧ ve sosyal hizmette de konuşulmaya başlanmıştır.

Sistem Kuramı Psikodinamik Kuram gibi neden – sonuç ilişkisi kurmaz. Bunun yerine, kişinin ve içinde bulunduğu durumun birbiriyle olan karşılıklı ilişkisine odaklanır. Bu ilişkiyi bir bütün olarak ele almayı hedefler. Çevrenin birey üzerindeki etkileri olabileceği gibi, bireylerde toplumu oluşturarak çevre üzerinde bir etkiye sahiptir.  Bu dinamik kalıplar bireyin işlevselliği noktasında önem arz etmektedir. Sistem Kuramının anahtar cümlesi : “Bütün, parçaların toplamından farklıdır ve daha fazlasıdır.” sloganıdır. Bu slogan arasında bağ bulunan ve bir araya gelince anlamlı bir bütün olan sistemin, alt sistemlerin bir araya getirilerek oluşturulan toplamından daha fazla olduğunu belirtir. Niceliksel olarak aynı alt sistem saysısına sahip olsalar bile sistemler arasındaki anlamlı bağ daha üstün özellikler sunmaktadır. Birey ve bireyin içinde bulunduğu toplum, birbirinden ayrı ve farklı olarak düşünülürse, “sosyal işlevsellik” kavramı anlaşılmaz. Bu noktada birey ve bireyin çevresinde olan diğer sosyal sistemler ile arasındaki etkileşim akla gelmelidir. Sistem, birbiriyle ilişkili yapıların etkisinde olan, bu unsurlardan meydana gelen ve bir denge durumunda ya da denge eğiliminde olan bir gruptur.

Sosyal Sistemler Yaklaşımı ise alt sosyal sistemleri, bütünü oluşturan sistemi, çevreyi ve bu etmenler arasındaki ilişkileri ele almayı gerektirir. Bu yaklaşım sosyal hizmet uzmanlarına, birbirinden farklı görünen etmenler arasındaki bağı anlama imkanı sunar. Bu etmenler birey, aile, grup ve kuruluşlar ya da toplumlar olarak sıralanabilir.

Sistem Kuramı açıklayıcı ve keşfedici özelliklere sahiptir, yalnız sorunlara reçete sunan bir yapıda değildir. Yani sorun olarak görülen durumun fark edilmesini ve sorunun kaynağının belirlenmesinde belirleyicidir. Fakat sorunun nasıl çözülmesi gerektiğini söyleyemez. Bu noktada yaklaşım, müracaatçı ve sosyal çalışmacıların problem çözme süreçlerine aktarabileceği bir değişme stratejisi tanımlamaz. Sistem Yaklaşımı, sistemin bileşenlerine ayrılmadıkça yeterince anlaşılamayacağını ya da tam olarak açıklanamayacağını savunur. İnsan ihtiyaçları, insanların bir üyesi olduğu sistemlerden bağımsız olarak düşünülmemelidir. Bu sistemlere  aile, okul, örgütler, toplum gibi sosyal kurumlar örnek verilebilir. Kendisi de bir sistem olan insanların tümü daha büyük sistemlere aittirler. Bu büyük sistemlerin bazı talepleri insanlar üzerinde baskı yaratabilir. Büyük sistemin üyesi olan insanlar da bu baskılara maruz kalmakta ve değişimi kabul etme zorunluluğunda kalmaktadır.  Birey ve çevrenin etkileşimine odaklanma özelliği Uluslarası Sosyal Hizmet Federasyonunun tanımında da şu şekilde ifade edilmiştir: “sosyal hizmet insanların çevreleriyle etkileşim kurduğu noktaya müdahale eder”.

Sistem Yaklaşımı İle İlgili Temel Kavramlar

Sistem Kuramında ilişki kavramı, bir sistemin içindeki ögelerin birbiriyle olan bağının, tek başına sistemin ögeleri kadar önemli olduğunu belirtmektedir. Sistem Teorisi daha öncede belirtildiği üzere nedenselliğe mesafelidir. Yani basit neden-sonuç açıklamalarını benimsemez. Bir problemin açıklanmasında sistem içindeki ve dışındaki tüm faktörlerin akılda tutulmasını öngörür. Bu da ögeler arasındaki ilişkileri anlamayla gerçekleşir.

Açık Sistem:Bu sistem türü çevrelerinde bulunan diğer sistemlerden çeşitli yollar ile etkilenebilir ve diğer sistemleri etkileyebilir. Sürekli olarak çevreden gelen etkiler ve buna verilen tepkiler ile açık sistemler “dengede” kalır.

Kapalı Sistem: Açık sistemin aksine çevrelerinden gelen etkilere karşı direnç göstererek değişime kendilerini kapatan sistem türüdür.

Denge kavramı ise bir süreci ifade eder. Çevreden gelen mesajlara tepki verirken bütünlüğü korumak amacıyla gerçekleştirilen her faaliyeti denge süreci içerisinde değerlendirebiliriz. Bu kavram var olan sistemin varlığını devam ettirebilmesi adına denge arayışı içinde olduğunu belirtmek amacıyla kullanılmaktadır. Sosyal sistemlerin varlığını sürdürebilmesi ve işlevlerini yerine getirebilmesi için diğer bireyler ve gruplar gibi alt sistemlerin büyük sistemin gereksinimlerini karşılayabilecek uyumu sağlaması gerekir.

Sistem Modeli’nin müdahaleye yönelik nasıl bir etki oluşturduğunu anlayamak için ilgili temel kavramları bilmek gereklidir. Bu kavramlardan bazıları şunlardır:

Odak Sistem

Odak sistem, sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçıların problemlerini teşhis etmek amacıyla ilgisini yoğunlaştırdığı alt sistem, katman veya katmanlardır. Sorun ve amacın tanımlanmasında rolü olan odak sistem, ilgilenilecek sistem veya alt sistemlerin belirlenmesine yardımcı olur.

Sistem Yaklaşımı ile İlgili Temel Varsayımlar

1)  Sistemin bütünü, parçaların toplamından daha fazladır.

Sistem bir parçalar bütünür. Fakat tüm parçaların toplamı bir bütün yani bir sistem yapmaz. Bu parçalar arasında bir ilişki olması gerekir ki sistem bütünleşebilsin. Bu ilişki sistemin bütününü parçaların toplamında daha fazla yapar.

2) Sistemin parçaları birbirine bağlı ve karşılıklı bağımlıdır.

Sistemin oluşturan parçalar birbirilerini etkileyebilmektedir. Bir alt sistemde oluşan değişiklik diğer alt sistemleri de etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu değişimin sistemin tamamını etkileyecek ve değiştirecek düzeye gelebilir.

3) Bir sistem doğrudan ya da dolaylı olarak diğer sistemlerden etkilenir.

Sistemin parçalarının birbiri ile olan etkileşimi sistemler arasında da gerçekleşmektedir. Aile sisteminde ortaya çıkan bir problem, okul sisteminde olabilecek bir sorunu tetikleyebilmektedir.

4) Tüm sistemlerin sınırları vardır.

Her sistem bir etki alanına sahiptir. Parçalarının arasındaki ilişki düzeyinde bir sınıra sahiptir. Bu sınırlar kimi zaman geçirgen olabilir.

5) Tüm sistemler dengede ve iç denge durumunda kalmaya ihtiyaç duyar.

Sistem bütünlüğünü koruduğu sürece denge durumundadır. İç denge durumunda ise sistem gelişme amacıyla değişime açık haldedir.

Kaynaklar:

Sosyal Hizmet Kuram ve Yaklaşımları , Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları

Sosyal Hizmet Kuram ve Yöntemleri Uygulama İçin Bir Giriş- Barbra Teater Çev.ed.: Abdullah Karatay Nika Yayınevi Ankara . 2015

 

 

 

Bu yazıyı paylaşın