sosyal çalışma nedir

Sosyal çalışmanın genel tarihçesine baktığımızda insanoğlunun varoluşundan beri-gelen bir faaliyettir. Ama mesleki anlamda sosyal çalışma – diğer sosyal bilimler gibi- aydınlanma felsefesine ve temelini tamamen pozitivist düşünce sistemine dayanır. Ayrıca Sosyal çalışma gelişimi, kapitalist sistemle eş güdümlü olarak gelişmiştir. Özellikle 18. yy’da Avrupa’da toplumsal hayatın değişmesi sonucu sosyal çalışma önem kazanmıştır. Özellikle kapitalist sistemin bir sonucu olarak çocuk işçiliği, kadının işçiliği, şehir hayatın getirdiği işsizlik, kadın- erkek rolülerin belirsizliği vb. sorunları çözmek ve böylece var olan sistemin daimiliği için bu mesleğe önem verilmiştir. Yani sosyal çalışmanın mesleğin kutsallığı yoktur.

Sosyal çalışma mesleği, menşei olarak avrupaidir. Bu nedenle Doğu ülkelerde var olma ve gelişimi batıya göre çok sonradır. Tabi bunu sadece menşei olarak açıklayamayız. Doğu dünyası, batı’ya göre daha geç modernleşme sürecini tamamlamış. Özellikle modern dünyaya ait olan bireyselcilik, hazcılık gibi unsurlar doğu toplumunda sonradan etkisini gösterdiği için sosyal çalışma gelişmemiş veya sosyal çalışmaya gerek duyulmadan toplumun iç dinamikleriyle bireyin kişinin sorunu halledilmiştir.Ayrıca sosyal hizmet mesleği pozitivist düşünce yapısına dayandığı için Doğu toplumlarında ( Doğu toplumu sadece Müslümanları kapsamayıp mistisizm dayanan çin ve hin toplumları buna dahil) bir karşılık bulamamıştır. Ama bugünkü doğu toplumu modernleşmiş ülkeler olma hasebiyle sosyal çalışma önemli bir meslek haline gelmiştir.

20 yüzyılın başlarında bilim dünyasında köklü değişmeler yaşanmıştır. Özellikle Kuantum teorisiyle fizikçiler atomun yapısını ve atom-altı fenomenlerin keşfetmesiyle, Newton’un atom teorisi boşa çıkmıştır. Ve bilim artık sorgulamaya başlamıştır.Bu yeni süreçle beraber mekaniktik dünya görüşü yerine bütüncül dünya görüşü seslendirilmeye başlamıştır.

Fen bilimlerdeki bu gelişmeler sosyal bilimleri de etkilemiştir. Artık sosyal bilimciler pozitivist düşünce yapısına eleştiri yapmaya başlamışlardır. Sosyal bilimciler özellikle bu dönemde hayatın anlamı, metafizik, ruh üzerine tartışmaya başlamışlardır. Sosyal çalışmada bu andan farklı olarak gelişim gösteremez. Sosyal çalışma da özellikle bu dönemde insanın ruhsal sorunlar çözmeye yönelik yeni yeni buluşlar, yeni yöntemler üzerine çalışılmıştır. Bu da sosyal çalışmada yen bir yöntem doğurmuştur. Bu yöntem “Manevi Sosyal Hizmet (spiritual social work)” olmuştur.Manevi sosyal hizmetle insanların çağın hastalığı olan ruhsal sorunları çözüme kovuşturmayı amaçlamıştır.

Sonuç olarak; Sosyal çalışma, kapitalist sistemin açığını kapatmaya yarayan bir yama olmaktan çıkarılmalı ve egemen güçlerden alınıp sivil topluma devredilmeli. Bununla beraber sosyal çalışmayı batı orjinli düşünce yapısından kurtarmalı ve kendi toplumun öz değerleriyle oluşan bir temelle oturtmalıdır. Ancak böyle topluma optimum fayda sağlanabilir.

Metin ERDEM

Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü

metin.erdem.21@gmail.com

Bu yazıyı paylaşın