sosyal_calisma

1)İnsanları Anlamaya Çalışmak

Hayatımız boyunca  insanlar ile iletişim halinde olacağız. Alanda çalışmaya başladıktan sonra onların hayatlarına da dokunmaya başlayacağız. Belki de hayatlarının değişmesine sebep olacağız. Bu noktada karşı taraftaki insanın hayattan beklentilerini , değerlerini , inançlarını, sevdiklerini ve sevmediklerini anlamaya çalışarak onun için uygulanacak müdahalenin ne kadar yerinde olduğunu, onun hayatındaki yerini, iyi düşünmek ve analiz etmek gerekir. Bunun için ister meslek dışı hayatta ister meslek hayatında karşınızdaki insanı yargılamak yerine onu anlamaya çalışmamız hem aramızdaki  diyaloğu kolaylaştıracak hem de potansiyel çatışmaların önüne geçecektir.

 

2)Empati Sınırlarının Zorlanması

Bir  bireyi anlamak için en etkili yollardan biri  empati yapmaktır. Empati kavramını Türkçe olarak ifade etmek gerekirse “duygudaşlık” yerinde bir sözcük olabilir. Dezavantajlı bireyler ile çalışma sürecinde onları anlamaya çalışmak için oturup onun gibi olmayı düşünmekten ileri gitmemiz gerekebilir. Kimi zaman sınırları zorlamamız  sağlıklı bir empatinin şartı olabilir.

Görme engelli bir bireyi anlamak için onun gibi yaşadığımızı düşünmekten öteye geçmek gerekecektir. Bunun için o bireyi hayatına daha fazla dokunmak daha doğrusu onunla bir sosyal çalışma sürecine girmeden önce onu “tanımak” vakalarda anahtar niteliğinde olacaktır.

Unutulmamalıdır ki her insan bir evrendir.

 3)Alanla Alakalı Yazılardan Oluşacak Bir Defter

Bir stajda, kurumları gezip işleyişini incelerken veya gönüllü olarak bir kurumda çalışma yaparken karşılaştığımız vakaları analiz ederek bir deftere yazalım. Fakat her hangi bir ihtimale karşı yer ve kişi adlarını değiştirelim. Sorunların ne olduğunu , nasıl bir sosyal hizmet yaklaşımı benimsenmesi , nasıl bir çözüm yolunun izlenmesi gerektiğini belirleyip müdahale yapıldıktan sonra bu vakaları gerekli yer ve kişi isimlerinin değişiklerini yaparak bir deftere yazmamız durumunda hem birikimlerimiz elle tutulur bir hal alır hemde geçmişten ders alma teorisi kolayca pratiğe dönüşmüş olur. Son olarak bu defteri herkesin kolayca ulaşamayacağı bir yerde saklayalım ki  olası sorunlara set çekilebilsin.

 

4) Tecrübeli Meslektaşlarla İrtibat Halinde Olmak

Hep denildiği gibi sosyal hizmet mesleği insan ve çevresini, onun sorunlarını odak konusu olarak ele aldığı ve bu alanda çalıştığı için sabit bir tekniği yoktur. Örnek olarak her kadına şiddet vakasına aynı müdahaleler ile çözüm getirilemez veya her ensest vakasına aynı sosyal hizmet müdahalesi uygulanamaz. Çünkü her vakanın ayrı bir nedeni vardır ve her vakada ki insanlar farklıdır. Bu sebeple her vakaya farklı bir müdahale yöntemi uygulanmalıdır. Eğer mesleğe yeni başlayan bir sosyal çalışmacı isek ilk vaka incelemelerimizde sorunlar ile karşı karşıya kalmamız son derece muhtemeldir. Bu sorunları analiz ederek hangi sebeple ortaya çıktığını kavrayarak hem mesleki çalışmadan kazandığımız deneyimin yararını arttırmış oluruz, hem de  krizi fırsata dönüştürme alışkanlığı elde etmiş oluruz.

Tüm bunların yanında bu yollardan daha önce geçmiş deneyimli meslek elemanlarından akıl almak ve onlardan karşılaştığımız vakaalara müdahale üretmede rehberlik talep etmek akıllıca bir yol olacaktır.

Sadece vaka tartışmalarında değil , kariyer planlama, tükenmişliğin önlenmesi, mesleğe ait çeşitli ipuçları hakkında deneyimli uzmanlar ile görüş alışverişinde bulunmak, ufkumuzu genişletecek ve bir meslek elemanı olarak bizi ayakları yere basan güçlü bir sosyal çalışmacı yapacaktır.

5) Bir Gönüllü Kuruluşta Deneyim Sahibi Olmak

Özellikle ülkemizde, gönüllü kuruluşlar dünya geneli organizasyonlara imza atabilecek kadar yetkin ve birikimli sosyal hizmet proje ve uygulamaları gerçekleştirebilmektedir.

Bu kuruluşlarda bürokratik yapının hâkim olmaması ve ücret karşılığı hizmet etmekten ziyade ön planda gönüllülük olgusunun olması, sağlıklı bir sosyal hizmet sürecinin gerçekleşmesine kapı aralamaktadır. Bu kuruluşların bünyesinde çalışan sosyal çalışmacılar veya sosyal inceleme gerçekleştiren görevliler önemli derecede bilgi birikime sahiptir. Bu birikime sahip personeller ile bir çalışmada, projede veya bir yardım organizasyonunda beraber çalışmak hiç şüphesiz bir kamu kurumunda edinilen deneyimden çok daha fazlasını sosyal çalışmacı adayına verecektir.

6) Yabancı Dil Bilgisi

“Bir kamu kuruluşunda çalışacağım, İngilizce’ ye ne kadar ihtiyacım olabilir ki?” mantığı 21. Yy ın sosyal çalışmacı profiline uygun değildir. İngilizce veya her hangi bir yabancı dilin gerekliliği son zamanlarda her kesimden insan tarafından hissedilmektedir.

İnsan odaklı bir meslek olan sosyal çalışmanın literatür kökenleri ve uygulamaları İngilizce basılmış kaynaklarda karşımıza çıkmaktadır. Ülkemize gelen sosyal hizmet literatürü batı menşeili olup, alanla yeterince ilgisi olmayan çevirmenler tarafından Türkiye Sosyal Hizmeti ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Sosyal Hizmet Uzmanı-Sosyal Çalışmacı , vakaa-olgu, gibi kavramsal karışıklıklar ortaya çıkmıştır. Bu sorun İlhan Tomanbay’ın Sosyal Çalışma Ve Sosyal Hizmetlerde Önce Kavram adlı kitabında da ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Bu durumların ortaya çıkmasında ve devam etmesinde alanda çalışanların İngilizce dil bilgisindeki yetersizlikler etkin bir rol oynamaktadır.

Diğer yandan yabancı sosyal hizmet literatüründe halen daha Türkçe ye kazandırılmayı bekleyen çok değerli çalışmalar bulunmaktadır. Bunların yanında internet kaynakları olarak ;

  • Socialworker.com  , alanda hizmet veren sosyal çalışmacıların deneyimlerini paylaştığı Linda Grobhman ın editörlüğünü yaptığı bir sitedir.
  • Social Work Today Magazine ise Sosyal Hizmet hakkında bölgesel olarak yeniliklerin haberlerin , makale ve yazıların bulunduğu iki aylık dönemlerde yayımlanan bir dergidir.
  • http://www.socialworkhelper.com/ ise farklı perspektiflerde yazıların bulunduğu bir diğer internet sitesidir.

Sözü edilen bu kaynaklardan yararlanmak için hatırı sayılır derecede İngilizce dil bilgisi gerekmektedir. Bu sebeple yabancı dilin yeri ve önemi uluslararası sosyal hizmet literatüründe bilgi sahibi olmak için tartışılmazdır.

7)Nitelikli Okuma

Sosyal bilimlerde nitelikli okuma hayati öneme sahiptir. Toplumu , toplumsal olayları, insan ilişkilerini anlayabilmek için bir birikime sahip olmak gerekmektedir. Bu açıdan nitelikli okuma sosyal hizmet profesyoneline ciddi kazanımlar sağlayacaktır.

Neden nitelikli peki?

Ülkemizde kitap okuma durumu, yıllık kişi başına düşen satılmış kitap sayısı vb oranlar sürekli “okumuyoruz” kanısını ön plana çıkartır. Lakin Türkiye’de ki okuma oranı düşünüldüğü kadar az değildir. Diğer yandan okunanların niteliği açısından aynı şey söylenemez. Çeşitli kitap tedarikçilerinin en çok satan kitaplar listesine baktığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Listenin ilk on sırasında genelde “aşk, macera ,bilim kurgu” gibi roman türlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu listenin ilk ondan sonraki bir veya iki sırası araştırma ve düşünce türünde eserlerden oluşmaktadır. Bu açıdan toplumumuzun okuma haritasının nasıl şekillendiği hakkında fikir elde edebiliriz. (http://www.kitapyurdu.com/cok-satan-kitaplar/haftalik/1.html)

Bu bağlamda nitelikli okumalar yapmak-salt kurgusallıktan uzak , insana dair, topluma dair – insan odaklı çalışan bir profesyonel için son derece önemlidir.

 

Bu yazıyı paylaşın