Sosyal Hizmete Hizmet Etmek

Sosyal Hizmet Bölümünün ne kadar büyük bir önem arz ettiğini maalesef henüz insanımız anlamış değildir. Bundan yaklaşık on sene sonra ne denli ihtiyaç olduğu anlaşılacaktır. Fakat zaman ve insan kaybetme lüksümüz olmadığı için bir an önce kalifiye meslek elemanlarının sahada yer alması gerekmektedir. Sosyal Hizmet bölümü mezunlarına Sosyal Çalışmacı ünvanı verilmektedir. Fakat bu ünvanın ne kadar yapılan işi karşılamakta olduğu açıkçası çok tartışılır ve hali hazırda tartışılmaktadır. Ama sahada ve akademide olan meslek elemanlarının bundan çok daha önemli bir konuyu gündeme getirmeleri ve tartışmaları  gerekmektedir. Bu konuyu tek cümle ile açıklamak gerekirse, Sosyal Hizmet Bölümü mezunlarının sahada ihtiyaç olmasına rağmen atanamamaları. Bu konuda Sosyal Hizmet lisan eğitimi veren Üniversitelerin, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin, Sosyal Hizmet Bölümünde okuyan öğrenciler tarafından kurulan öğrenci kulüplerinin bu konu ile ilgilenmeleri, çözüm için çalışmalar yapmaları gerektiği kanaatindeyim. Ortak bir paydada buluşup konu hakkında gerekli çalışmaların yapılarak gerekli merciler ile iletişime geçilmesi önümüzdeki günlerde istihdam konusunda faydalı olacaktır. Diğer türlü öğrencilerin sadece bekleyerek kadro açılmasını ummak öğrenilmiş çaresizliği büyütmekten başka bir şey olmayacaktır. Özellikle bu bölümü okuyan öğrencilerin kendi bölümlerine sahip çıkması, sahada olan ihtiyacı, ilgili bakanlıklara uygun şekilde iletebilmeleri büyük önem taşımaktadır. Sosyal Hizmet, sosyal yaşam konusunda bir mühendislik bir tıp kadar ehemmiyet arz etmektedir. Sosyal Hizmet; aile, çocuk, kadın, genç, engelli, yaşlı, hükümlü gibi neredeyse toplumun tüm kesimini  kapsamakta ve toplumun büyük çoğunluğunun bu insanlardan teşekkül ettiği gerçeğini düşündüğümüzde Sosyal Hizmetin ne kadar önemli bir misyonu olduğu görülmektedir. Örnek olarak küçük bir vaka üzerinden gidecek olursak mesleğin önemi daha iyi anlaşılacaktır; aile içi sorunlar nedeniyle koruma altına alınan bir çocuk vakasında ilk incelemeyi yapıp aile ve çocuk hakkında Sosyal İnceleme Raporu yazan görevli ( öğretmen, sosyolog, psikolog, vb.) eğer kalifiye bir meslek elemanı değil ise belki aileden koparılmadan yapılacak olan mesleki çalışmalar ile kazanılacak aileyi parçalayabilecektir. Aile bütünlüğü bozulunca tekrardan geriye dönüş daha zor olmaktadır. Çünkü tahrip kolaydır fakat tamir daha zordur. Bir insan bir binayı bir anda mahvedebilir ( küçük bir patlama veya yangın ile ) fakat yüz insan yüz günde o binayı yeniden ancak yapabilir. Aynen bunun gibi aileden koparılan çocuğun travma geçirme ihtimali dikkate alınmalıdır. Bunun yanı sıra geride kalan aile yapısında bu olaydan tetiklenen yeni sorunların da ortaya çıkabileceği düşünülmelidir. Sahada buna benzer birçok vaka  ile karşılaşılabilmektedir. Bu olayın tam aksine iyi bir meslek elemanı tarafından çok büyük sorunlara sahip  birçok aile, yapısı bozulmadan yerinde mesleki müdahaleler ile kurtarılmakta, bir çok çocuk sağlıklı bireyler halinde büyümektedir. Devletin en şefkatli eli, en mütebessim yüzü olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının neredeyse en temel taşı olan Sosyal Çalışmacılar ( Sosyal Hizmet Bölümü mezunu olan arkadaşlar ) bu uzanan elin ve gülen yüzün cisimleşmiş halidir çünkü vakalar ile yüz yüze görüşen ve aile ve bireylere müdahale eden kişilerdir. Bu noktada iyi yetişen meslek elemanlarının sahada doğru şekilde istihdamı ileride hem sosyolojik, hem kültürel hem de ekonomik açıdan koruyucu önleyici hizmetler bağlamında en etkin hizmeti ifa edeceği aşikardır. Özellikle Okul Sosyal Hizmetinin bir an önce etkin şekilde faaliyete geçmesi, bu görevi ifa eden Sosyal Çalışmacıların bazı derslere girmesi, aile içi iletişim, aile birliğinin önemi, milli ve manevi değerlerin önemi, engelli ve yaşlı bireylere karşı olması gereken tutum ve davranışlar, yardımlaşma ve işbirliği yapma gibi.. Ki bu konular daha arttırılabilir, bu şekilde hazırlanan bazı derslere girerek kaybolmaya başlayan bu değerlerin yeniden kazanılması açısından ileriye dönük ciddi bir yatırım olabileceği dikkate alınmalıdır. Sosyal yaşamda duyduğumuz sözlerden biri “ Bir Türk gibi işe başlamalı, bir Alman gibi çalışmalı ve bir Japon gibi işi bitirmeli”  bizim de bu şekilde çalışarak en ufak ayrıntıları da ihmal etmeden koruyucu ve önleyici hizmetler kapsamında her türlü tedbiri almamız gerekmektedir.

Sosyal Hizmet Bölümü okuyan bir çok kişide umutsuzluk, çaresizlik, tükenmişlik, hedefsizlik gibi durumlar gözlemlemekteyim ve bu gözlemi 20-24 yaş grubunda görmekteyim. Bir millet için bu çok üzücü bir durum olsa gerek. Hele bir de bu insanların dezavantajlı insanlara umut olacağı, rehberlik yapacağı düşünüldüğünde bu kanının bir an önce değiştirilmesi gerekmektedir. Hasta evvela kendi tedavi olmalı, kaidesince harekete geçilmeli. Üniversitede eğitim veren akademisyenlerin bu konuda öğrencilere bir şuur bir heyecan bir hedef kazandırmaları gerektiği kanaatindeyim. Akademide görev yapan hocalar dersi anlatıp not verdikten sonra öğrencilerin hayalleri, projeleri, iş bulmaları konusunda dertlenmiyor ve bu konuda bir teşebbüste bulunmuyorsa orda bir durup düşünmek lazım. Sosyal Hizmet derste anlatıldığı gibi Diğergamlık, Yardımlaşmak, Rehberlik Yapmak, Güçlü Yönleri Ortaya Çıkarmak değil miydi yoksa … Hocanın dediğini yap ama yaptığını yapma mıydı yoksa !   Öğrencilere çok görev düşmekte. Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin eleştirme kabiliyetleri çok gelişmiş/geliştirilmiş sanırım verilen eğitim sayesinde ama üretim, cesaret ve  çabalamak konusunda sanırım öğrenilmiş bir çaresizlik var. Bu öğrenciler okula başlarken eminim bu şekilde ümitsiz değillerdi. Hepsinin hedefi gayesi hayali vardı. Peki akademi bunca cinayeti nasıl işledi. Kanaatimce bir insanı öldürmek ile o insanın hayallerini, yaşama sevincini öldürmek aynı şeydir.

Yapılması gerekenler konusunda kafanızda bir talep doğmuştur. Neler yapılabilir diye sorulursa bence;

  • Tüm Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin toplanıp ( fiziki ortam şart değil internet çağındayız ) Sosyal Hizmetin devlet için ne kadar önemli bir işleve sahip olduğunu maddeler halinde yazıp ve bir temsil heyetiyle ilgili bakandan randevu alınıp görüşmeye gidelebilir. Ya da Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi aynı çalışma sahasına sahip diğer bakanlıklara gidilip o bakanlık bünyesinde sadece Kredi Yurtlar Kurumunda değil diğer yapılanmalarında da etkin görev alabilecekleri hatta almaları gerektiği gerekçeleri ile ifade edilebilir.
  • Okul Sosyal Hizmeti için öğrencilerin bir araya gelerek Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği vasıtasıyla gerekli çalışmaların başlatılması ve hali hazırda yapılan pilot uygulamaların getirdiği veriler ile Bakanlığa açıklayıcı bir sunum yapılabilir.
  • Üniversitelerde okuyan öğrencilerin ortaya çıkaracağı faydalı projelerin sık sık gündeme getirilmesi ve devlet büyüklerimizin nazarı dikkatini celp etmek faydalı olacaktır,
  • Kısa Filmler hazırlayarak özellikle halkımıza  mesleği anlatmak ve gündem oluşturmak.
  • Akademide bulunan arkadaşlarımızın bu konuda yeni kuramlar oluşturması, dünya çapında dikkate alınan çalışmalar yapması sağlanmalı. Eğer bu şekilde birkaç çalışma gündeme gelir ise istihdam konusunda geniş kapılar açabileceği düşünülmelidir. Örneğin meslek elemanlarının istihdamı noktasında sahada bazı çalışmalar başlatmak faydalı olacaktır.
  • Sahada bakanlık tarafından verilen hizmetlerin yetersiz kaldığı noktalar var ise bu konularda özel teşebbüs girişimleri için farkındalık oluşturmak,
  • Sosyoloji, Psikoloji ve PDR Bölümlerine akademide lisans üstü alımlarda mesleki şovenizmle (şahsi bir görüş) başka bölümlerden alım yapmazken Sosyal Hizmet her kesimden ( Mevlana misali ne olursan ol gel) öğrenci kabul etmektedir. Sosyal Hizmet akademisinin alımlarında sadece bölüme  has kabullerin yapılması gerekmektedir. Eğer buna dikkat edilmeyecek ise diğer bölümlerin de Sosyal Hizmet kadar gönlünün genişletilmesi gerektiği, Sosyal Hizmet bölümü mezunu birinin Psikoloji, Sosyoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik gibi bölümlerde yüksek lisans ve doktora yapmasına müsaade edilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.
  • Sosyal Hizmet yaygınlaşıyor fakat Sosyal Hizmet Bölümü mezunlarının iş bulması  için aynı genişleme söz konusu değil. Mesela ASDEP alımlarında yine şahsi gözlem ve kanaatimle Sosyal Hizmet Bölümü mezunlarının çok az olduğu Sosyoloji ve diğer bölümlerin fazla olduğu görülmekte, bu konuda illerde bulunan üniversiteler ya da Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği gibi yapılanmaların yapıcı çalışmalar ve görüşmeler gerçekleştirmesi gerekmektedir. İhtiyaç halinde Valilik, Kaymakamlık, Parti Teşkilatları, Sivil Toplum Kuruluşları gibi noktalara izahat yapılması ve mesleki farkındalık oluşturulması gerekmektedir.
  • Sosyal Hizmet Bölümüne öğrenci kabulü yapılırken özellikle istihdam durumu dikkate alınarak yapılması hususunda akademinin hassas davranması gerektiği, onlarca üniversitede farklı öğretmen ve sosyolog hayatta hemşirelerin derslere girerek Sosyal Çalışmacı yetiştirmelerine bir dur denilmesi gerekmektedir. Çünkü nicelik ile nitelik aynı oranda maalesef artmamaktadır.
  • Sosyal Hizmetin meslek odasına sahip  olması konusunda çalışmaların başlatılması gerekmektedir. Sadece dernek üzerinden bunca çalışmanın yapılmasına olanak olmadığı kanaatindeyim. Bu nedenle bu konu hakkında özellikle genç arkadaşların harekete geçmesi gerekmektedir.
  • Son olarak mesleğini seven herkesin bu konuda dertlenip işin bir ucundan tutmalı ve yeni nesle bir gayret örneğini miras bırakmalıdır.
  • Neler yapılabilir sorusuna kısa bir cevaptır.          W’s M
Bu yazıyı paylaşın